Avrupa’daki KOBİ’lerin Türkiye’deki KOBİ’lerden %50 daha verimli olması tesadüf mü?

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yaptığı araştırmalar gösteriyor ki, Avrupa KOBİ’leri Türkiye KOBİ’lerine göre ortalama %50 daha verimli çalışıyor. Bu esnada ürettikleri firma olarak da çalışan olarak da ürettikleri katma değer yaklaşık 4 mislimiz. Bunun sebepleriyle ilgili şahsi tespitlerim şunlar:

a- Avrupalılar bizden daha zeki değil.
b- Kümülatif performansları bizden daha iyi; bireysel performansları kişiden kişiye çok sapma göstermiyor. Biz bireysel olarak çok yüksek performans gösterebilsek bile ekip içindeki çürük elmaları sırtlama zorunluluğu sebebiyle ortalama performansımız düşüyor.
c- Bizden daha disiplinliler.
ç- Kurallara daha bağlı çalışıyorlar.
d- Daha iyi planlama yapıyorlar.
e- Bizden esnek değiller.
f- Stres altında bizim kadar dayanıklı değiller.
g- Sistemin faydasına inanıyorlar, sistemin yaşaması için kolektif gayret gösteriyorlar, bizim gibi sistemi delmeye çalışmıyorlar.
h- Ahlaki değerleri bizden daha iyi durumda

Bu liste daha da uzatılabilir.
Millet olarak çok ciddi bir potansiyelimizin olduğuna inanan bir kişi olmakla beraber önümüzde alışkanlıklarımızdan gelen, sonradan kötüden öğrendiğimiz, öğretilen vb. çok ciddi bariyerler olduğunu düşünüyorum. Bu bariyerleri aşmak için de topyekün bir harekete ihtiyaç var. Bizim millet olarak en fazla motive olduğumuz, en fazla birlik beraberlik içinde olduğumuz anlar savaş anları olduğuna göre esasında bizim yukarıdaki şıklarda kendimizi geliştirmek ve aradaki farkı kapatarak bu ekonomik savaşı kazanmak için ortak düşman veya ortak rakip algısına ihtiyacımız olduğuna inanıyorum. Tecrübe ile sabittir ki, bu yöntemle Webasto’da yöneticiyken Avrupa’daki en iyi klima borusu üreticisi olarak tanımlandık, Siemens’te yöneticiyken elimizdeki işi Siemens Çin’e kaptırmadık, Siemens Çin ile birlikte Yetkinlik Merkezi olduk, bu yöntemle sanayicilik dönemimde fason üretici olarak kimsenin gerçekleştiremediği projeleri, önemli Ar-Ge projeleri gerçekleştirdik. Bu sayede Türkiye’nin ilk yerli ve milli Model Fabrikası’nı (Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezi) hayata geçirebildik.

Bireysel gayeler, hedefler elbet farklılık gösterebilir ancak işletme içinde ve hatta ülke bazında ortak hedefleriniz yoksa toplu başarı elde etmek çok zor. Burada işin içine yöneticilik ve liderlik yetkinlikleri giriyor elbette ki ve sanayicimizin bu alanda da konvansiyonel yaklaşımı bırakmasının zamanı çoktan geldi. Tıpkı geleneksel imalat anlayışını bırakıp yalın üretim felsefesini hayatının bir parçası haline getirmesi gerektiği gibi. Kendimizi geliştirmemiz gereken çok alan var ancak millet olarak istedikten sonra inanılmaz hızlı reaksiyon gösterebilen bir yapımız olduğu için hiçbir zaman geç kalmış sayılmayız.

Burada aklıma yine “who moved my cheese?” kitabı geldi. Çağın dinamiklerine uyum sağlamak için dönüşüm sürecini başlatmak isteyen ancak yeterli motivasyonu bulamayanlara kesinlikle tavsiye ettiğim bir kitap. Kitaptan çok vurucu bir soruyu ipucu olarak vermekte fayda var. “Korkmasaydım, ne yapardım?”

Dr. Doğan Hasan

To Share:

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *