KPI Yönetimi

Şirketimiz beklediği karı elde ettiği sürece sorun yok mudur?

Kurumsal şirketlere baktığımızda her sene bir bütçe hazırlanır ve yönetim tarafından onaylanır. Bu bütçede ciro ve karlılık hedefleri elbette öncelikli hedeflerdir. Bu hedefler tutulmadıktan sonra diğer hedeflerin tutulmasının pek bir önemi yoktur. Öyle ki, hedeflerini tutturan personeline prim ödemesi yapan firmalar hedeflerin tutulmaması halinde prim ödemesi de yapmaz. Bireysel olarak hedeflere ulaşılmış olması şirketin bir bütün olarak hedeflerine ulaşamamış olmasının yanında elbette önemsizdir, şirket karlı bir şekilde yoluna devam ettiği sürece anlamlıdır. Kurumsal bir şirkette zarar açıklandığı bir sene “ama ben üretim verimliliğini %20 artırdım” derseniz elbette takdire şayan bir durumdur ama şirket açısından değişen bir durum yoktur, kolektif başarı ödüllendirilir.

Kurumsal şirket her sene hedeflerini revize eder ve uygun metriklerle (KPI) takip eder. Her sene hedeflerin daha da yükseltilmesi gereklidir. Sürekli İyileştirme anlayışı bunu gerektirir. Vizyona uygun oluşturulan stratejiye ait hedeflere ulaşma yolunda gidildiğinin bu metriklerle kontrol edilmesi ve sapma olması halinde de önlem alınması gereklidir. Eğer doğru metrikleri seçerseniz ciro ve karlılık düşmeden bunu görebilir ve önlem alabilirsiniz. Bu yüzden ciro ve karlılığa etkisi olan birçok metrik bölümler bazında günlük-haftalık-aylık takip edilmektedir ve ancak bu sayede bozulma önceden farkedilebilmekte ve önlem alınabilmektedir.

Bizim sanayimize, özellikle KOBİ düzeyindeki sanayimize baktığımızda neredeyse tek takip edilenin genelde aylık maliyetler ve cironun olduğunu görüyoruz. Şirketin cirosu ve maliyetleri beklentileri karşıladığı durumda işveren açısından bir sorun olmuyor. Zaten sorunun farkedilebilmesi için gerekli göstergeler mevcut olmadığı için rahatsız olunacak şartlar da su üstüne çıkmıyor. Bu sebeple bu beklentiler karşılandığı sürece firmanın verimlilik düzeyi kesinlikle bir odak noktası olmuyor. Ancak işler kötü gitmeye başladığında, beklentiler karşılanmadığında verimliliği artırmaya yönelik önlemler değil de maliyetleri düşürme yönünde önlemler alınmaya başlıyor. Maliyetlerin düşmesi her zaman verimliliğin artması anlamına gelmez. Bazı durumlarda düşmesine de sebep olabilir. Kaynakların daha verimsiz kullanılmasına, çıktı kalitesinin düşmesine sebep olabilir.

Bu sebeple işletmeler işler kötüye gittiğinde farkına varıp, panik halinde önlemler almaya çalışacağına uygun metriklerle süreçlerini ve çıktılarını düzenli aralıklarla takip etmelidirler. Ancak bu şekilde firmalar sağlam adımlarla geleceğe doğru emin adımlarla ilerleyebilecektir. Industry 4.0 dünyasına tam olarak adapte olmak için süreçlerini, kaynaklarını, tüm sistem bileşenlerini ve dolayısıyla sonuçlarını sürekli iyileştiren işletmeler haliyle bunu yapmayan, konvansiyonel üretim anlayışını terk edemeyen firmalara göre o kadar büyük bir fark ortaya koyacaklar ki; üretim ve stok maliyetleri, sipariş sevk süreleri, fire oranları, esneklik, güvenilirlik vb ve sonuç olarak müşteri memnuniyeti açısından tercih edilen tedarikçi, üretici konumuna gelecekler.

İşte siz de işletmenizin bu yolda ilerlemesini istiyorsanız vakit kaybetmeden harekete geçmelisiniz. Statükoyu korumaya çalışmak aslında göreceli olarak geri gitmek anlamına geliyor, çünkü herkes ileri gitmeye çalışıyor.

Dr. Doğan Hasan

To Share:

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *